TEŞEKKÜRLER MİLLİ GAZETE TEŞEKKÜRLER...

Arakanda Müslümanlara yapılan zulmü ve akan kanı dünyaya duyuran,Trabzon'da Yorga festivalinin yapılmasını engelleyen Milli  Gazeteye şükranlarımı iletiyorum.Müslümanların tek sesi Milli Gazete iyi varsınız.Gündeme Vatan Şaşmaz ve Murat Başoğlunu haber yapacaklarına Arakana duyarsız kalan medya gurubunuda esefle kınıyorum...

NEFİS,RİYA VE MÜNAFIK...

Nefis, önünde el pençe divan duranı zelil eder, perişan eder. Nefse hakim olanların hemen hepsi, istiğna sahibidir. Nefse ihtiyaç arz etmekten beridir.

Çok şeyleri bulmak için taarruza geçme, yıkılırsın. Çok mal istemeden gelirse iyi olur. Onun saklanması da kolaydır. Giderse üzülmezsin. Gece sabahlara kadar mal hesap edip uykunu kaçırmazsın, rahatın bozulmaz.

İçim kirli olduğu zaman dışın süsü ile onları öğüt vermeye kalkma.

Kalplerimiz iman nuruna ermek için gayretli olursa, Rabbimiz bize onu verir. Dilerse, çalışmadan da. O bizim çalışma ve yorulma halimize acır ve nurunu nasip eder.

Nefsin ıslahı için kalbin ve sırrın sözünün tutulması esastır. Nefis he kalbe, hem de sırra uymalı. Onların yasak ettiği şeyi yapmamalı ve emrettiğini tereddütsüz yapmalı. Kalp ve sır nefse bir şey veriyorsa, az demeyip kanaatle yetinmeli. Hiç vermedikleri zaman da sabırlı olmalı. Nefsin iyi hali böyle başlar, onda iyilik başladıktan sonra kötü haller ölür. Onun emriyle hareket eder.

Öyle bir hale gelir ki, artık ona nefis denmez, kalp denir. Başına takva tacını giyer. Yakınlık süsünü takar.

İman nurunu bir türlü ruhuna sindiremeyenler münafık her sözünde yalan atar. Vaat ettiği zaman yerine  getirmez.Emniyeti kötüye kullanır..Bu huyların kötülüğünü Peygamber (s.a.v) Efendimiz haber vermiştir.Bunlardan kendini çeken, nifak halinden kurtulur.İyi huylar ayar taşıdır, daima elinde tut.

‘’Yapamayacağınız işi neden söylersiniz’’(es-Saf,61/2) ayet-i kerimesi, seni tehdit etmiyor mu, titremiyor musun? Halka doğruluk söylersin, ama işin yalan. Halka Allah'ın birliğinden dem vurursun; ama işin şirk. Halka ihlas ve sağlam işin yolunu gösterirsin; fakat sen, görsünler ve desinler diye işler tutarsın. Sen bütün kötü işleri yaptığın halde halkı onlardan sakındırmaya kalkarsın. Gözlerinden utanma duygusu kalktı. İman sahibi olsaydın haya duygun olurdu. Peygamber (s.a.v) efendimiz şöyle buyuruyor.’’Utanma duygusu imandan gelir’’

Riya, nifak ve isyankar olmak fakirliğe götürür. İsyan zelil eder. Riya, yüzsüz kılar. Nifak kapılardan kovdurur. Hak kapısına girmen kabil olmaz.

Riyakar ve içi bozuk olan, dünyayı dini ile alır. Riyakar adam Salih kisvesine bürünür. Münafık olan hiçbir zaman Salih olmaya ehil değildir. Dıştan Salihler gibi konuştuğu görülür, onlar gibi giyer; fakat hiçbir zaman içinden koparak onların işini yapmaz. Salih kişilerin nesebinden olduğunu söyler; ama hiçbir zaman onlara nispet sahih olmaz.’’Allah’tan başka ilah yoktur’’ demen bir davadır.

O büyük kelamı sarf ettikten sonra Allah'a dayanman, O’na tevekkül etmen, başkasını kalbine koymaman ise şahidindir. Şahitsiz davanın kazanılmasına ihtimal yoktur.

Bir kimse, kendisini dünyaya kaptırırsa kalbi kararır. Sakınma duygusu da ölür. Haram demez, hela demez, mal toplamaya başlar. Mal toplarken helal veya haram olduğuna önem vermeyince utanma duygusu da ölür. Ve murakabe halinden mahrum olur.

Yaptığın iyi işleri gösteriş vesilesi yapma. Haksız olan işler boştur. İhlassız amel, içsiz kabuktan ibarettir.

 

Uzayan kuru kamışa benzer. Ruhsuz ceset gibidir. Mana taşımayan bir heykele benzer. Yaptığın işler, içi bozukların işidir. Gaflet ağacı cehalet suyu ile büyür. Tövbe ağacı pişmanlık suyu ile büyür. Sevgi ağacı uyarlık suyu ile büyür.

Gösteriş yapmadan ihlas sahibi ol. Şirk sahibi olmadan tevhit ehli ol. Anılmayı isteme. Şenlik arama, kimsesiz yerlere koş. Dışı bırak, içe dal. Hep iç dünyanla olmaya alış.

Zamane insanlarının çoğundan uzak dur. Onlar elbise giymiş kurtlara benzerler. İyi insanlar azdır.

Nefsine helal yedir. Temiz lokma aldır. Onun kibrine sebep olan haramı aldırma; sonra kibirli olur. Kendini beğenir, edebini bozar. Rabbım  bizleri ıslah etsin.

ÖVGÜYE DEĞİL, DUAYA İHTİYACIMIZ VAR. DUAYA DUAYA…

RACON KESMEYELİM BEYLERRR...

AKP Genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, köşe yazarlarına vermiş olduğu mesajı takdirle karşılıyorum.  Erdoğan'ın haberi olmadan onun adına açıklama yapan ,yazan, çizen tüm köşe yazarlarını esefle de kınıyorum.

Eskiden Fuat Avni vardı.Türkiye kamuoyu onun paylaşımlarını  takip ederdi.Biride bendeniz.Şimdi bakıyorum bir TV kanalında program yapan iki gazeteci yorumlarında racon üstüne racon kesiyorlar.Bunlar 15 Temmuza kadar,Hoca efendi hazretleri diyerek yazılarını sohbetlerini başlatanlar, şimdi de Cumhurbaşkanımız Erdoğan diyerek başlıyorlar.Bu kadar yağdanlıkta olmaz ki!

TV programında iki gazeteci savcıları , valileri göreve davet ediyor.Ve program içerisinde savcı whatsapp dan  msj atıyor.Bu savcılar programı izlemeden  görev yapmıyorlar mı? Programda öyle yorum yapıyorlar ki ; bakın bunlar bu akşam kesin tutuklanacaklar,ihraç edilecek vs gibi yorumlar yapıyor.Akıllara Fuat Avniyi getiriyor.Bu kadar net konuşmasının bir sebebi vardır.Bu kadar bilgi doküman ele geçiriyor.Aslında bu gazetecilerin geçmişine bakarak Fetö hakkında neler yazmışlar ,şimdi neler yazıyorlar diye karşılaştırmak lazım.Yarın Erdoğan'ın aleyhinde yazmayacakları ne malum!

Cumhurbaşkanımızı kutluyorum,şükranlarımı sunuyorum.

SENDİKACILIK BU...

2018-2019 yılı için Memurlar toplu sözleşme için Hükumetle masaya oturdu. Hükumetin teklifine kapalıyız tavrı takdire edilir. Memur sendikaları  resmi olarak sendikacılığa geç girmiştir.Kısa zamanda büyük yol aldılar.

Toplu sözleşmelerde memurlar lehinde  olarak, zam almaktadır.Haklarından taviz vermeyen memur sendikalarını tebrik ediyorum.

Türk-iş her masaya oturduğunda işçi haklarını feda ediyor.Hükumete yakınlığı ile bilinen Türk-iş başkanı Atalay ,İktidara yaranmak için hiçbir teklif ve tepki sergilememiştir.Her toplu sözleşmede işçi maaşları erimiştir.İşçi hakları işverene peşkeş çekilmiştir.Hiçbir toplu sözleşmede işçi zaferle masadan kalkmamıştır.

Memurlar masada çalışanın alın teri için mücadele vermiştir.Ve masadan galip kalkmıştır.Haklarına hak eklemişlerdir.Memur sendikaları işçi sendikalarına bu hak kazanma konusunda sendikacılığı öğretiler.

Yılların sendikası Türk-iş  Kemal Derviş bakanlığından sonra hak kaybına uğramıştır.Kazanılmış haklar,kaybedilmiş haklara dönüşüldü.Sadece işçi sendikaları 1997 yılında Refah-yol hükumetinde  erken toplu sözleşme imzalanmıştır.Mart ayında başlaması gereken toplu sözleşmeler Şubat ayında bitirilmiştir.Başarı 54. Hükumetin Başbakanı Prof.Dr. Necmettin Erbakan'a aittir.İşçiler eşel mobile geçerek kayba uğramamıştır ve enflasyona ezilmemiştir.

Türk-iş işçisine sahip çıksaydı,Taşeron olmazdı.

Memur sendikaları 2018 ve 2019 yılı için toplu sözleşmelerde  başarıyla sonuçlandıracaklarına inanıyorum.Hayırlı ve uğurlu olsun.Tüm memur sendikalarına başarılar diliyorum.


BİMER VE CİMER GÜVENİLİRMİ???

Sevgili okuyucularım vatandaşlarımız Kamu ve Belediyelerdeki, sorunlarının sorun haline gelmesinden dolayı mahkeme yolu ile değil,Başbakanlık İletişim merkezine başvurmak veya Cumhurbaşkanlığı iletişim merkezine başvurarak çözmek istemektedir.

Maalesef şikayet dilekçeleri olumsuz olarak geri dönmektedir. Bimer' den başvuru yapanların sağlıklı bir sonuç aldığı kanısında değilim.Kimi kime şikayet ediyorum diye düşünmeliyiz.Kamuda şikayet ettiğinizi çok iyi bilmelisiniz.

Bimer'e yapılan şikayet aynen kamudaki personele iletiliyor.Bu şahıs kendisini suçlu gösterir mi? Savunmasını ona göre yazar,şikayetçi kişinin adresine gönderilir.Şikayetçi bu sefer hedef haline getirilir. Bimer eski özelliğini maalesef kaybetmiştir. Bimer'e 30 kere başvuru yapan şahıs aleyhine dönmüştür.Kurum yapılan şikayet başvurusundan rahatsız olarak şahıs hakkında soruşturma açtırarak yalan beyanda ve iftirada bulunmaktan kamu görevinden ihraç edilmiştir.

Hukuki bir işlem başlatmayan kurum personelin işine son vermiştir.Yalan beyan var ise adı soyadı her şeyi belli olan şahıs hakkında adli işlem başlatılması gerekirken işine son verilmesi tamamen savunmasız insanın  savunmasız hale getirilip, savunma hakkı elinde alınarak ekmeği elinden alınmış kapı önüne konulmuştur.Adalet herkese lazım!

 Kamu ve Belediye şikayet edilmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmamaktadır. Bimer ve Cimer yetkilileri sanki emlakçi gibi işlem yapıyor.Ciddi bir araştırma yok.Mardin belediyesini şikayet eden kişi hakkında yalan ve iftira  etmektedir,sadece koku olduğu doğrudur açıklaması yapılıyor.Koku varsa  suç da vardır,iftira değil,ilgisizlik  ve vurdum duymazlık mekanizması var.

Bimere şikayet yapıyorsunuz,bimerde karşı tarafa yazıyor.Suçlu kendi savunmasını yapıp sonuça varılıyor.Kadıyı kadıya şikayet gibi Anadolu'daki sözü hafızalara getiriyor. Bimer ve Cimer güvenilir değildir. Bimer ve Cimerde görevli olan şahısların Fetö ile bağlantısı var mı yok mu bu çok iyi araştırılmalıdır.İş mahkemesinde  bilirkişilik yapan bir şahıs,eğer davacıyı haklı gösterirse kendisi de suçlu olacak.Şansa bakınız mahkemede kimler bilir kişilik yapıyor. Bimer ve cimerdeki görevlilerle aynı düşünüyorum.

Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız bu konuya duyarlı yaklaşmalarını bekliyorum.

T.C BAŞBAKANINA SESLENİYORUM.....

Avrupa'ya açılan Kapıkule gümrük kapısında ,Bulgaristan tarafında yaşanan sorunlar dolayısıyla TIR kuyrukları km. lerce uzadı.Gümrük kapısında sağlık ocağı bulunmamaktadır.Bu kuyruk uzamasından dolayı 3 gün sıra bekleyen  Avrupa'ya yük taşıyan  TIR şoförü Yakup Eker 49 yaşındaki Kars ili ,Susuz ilçesi İncesu köylü,annesi Kars merkez Eşme yazılı olan hemşehrimiz kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.Edirne'den ambulans çağrılmıştır. 45 dakikaya gelen ambulansın tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamamıştır.Başbakanımıza sesleniyorum Avrupa'ya açılan gümrük kapısında Tam teşekküllü  Sağlık ocağının olmasını temenni ediyorum.Bu sağlık sorunları devam eder. Her gün yüzlerce insan  ülkemize gelmekte ve gitmektedir.Sağlık sorunu olmayan ülke olmalıyız. Yoksa daha çok Yakupları  kaybederiz. Hemşehrimize Allah'tan rahmet kederli yakınlarına  sabırlar diliyorum.Hemşehrimiz Yakup Eker İstanbul Sultanbeyli ilçesine şehir mezarlığına defin edildi.

NAMUS VE NAMUSSUZLUK...

Namus sadece kadınlara özel veya kadınlarla alakalı bir durum değil. Aslında namus, en fazla erkeklere ve özellikle de adam olanlara lazım bir şey.

Veya namus sadece iffet veya örtünmekten ibaret değildir.

Söz ve akit namustur.

Emanet ve sır namustur.

Vefa ve dostluk da namuslu olmaya dahildir.

Dava namustur.Davaya ihanet etmek de namussuzluktur..!

Tüm mukaddesat namustur.

Görev ve sorumluluklarımız namusumuzdur.

Şahsiyetli ve adam olmak namusa dahildir.

İstikamet, namuslu olmanın gereklerindendir.

Cesaret ve azim de yine namuslu olmanın şartlarındandır.

Hüsni niyet ve hüsnü zan da namusa dahildir.

Meşru olan tüm bu işlerin aksi durumları NAMUSSUZ'luktur.


UNUTMYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ...

15 Temmuz 2016 yılını bize yaşatan Rabbime şükürler olsun duasıyla yazıma başlıyorum. Yıllardır Fetoyu AKP Hükümetine, bürokratlarına, il, ilçe başkanlarına, belediye başkanlarına anlata anlata kulakları sağır oldu. Dilimde ot bitti.15 Temmuz olunca anladılar ama iş işten geçtikten sonra. Fetonun aleyhinde konuştuğumda deli dediler. İftira atıyorsun dediler. İlmi hicaz eti olmayan bir mahlûkatın peşinden koşan garibanların vay haline. Sizler Allah’ın emrini bilen insanlardınız. Hz. Muhammed (s.a.v) Hz. Fatma anamıza Allah’ın ipine sım sıkı sarılınız size iki şey bırakıyorum. Biri Kuran-ı kerim ikincisi Sünneti. Diyor mu size Allahın aslanı, amcamın oğlu, damadım Hz. Ali’yi, Hz.Ebubekiri, Hz.Ömeri, Hz.Osmanı, Sahabeleri bırakıyorum demiyor ama.

Şimdi bu Feto nerden çıktı. İzmir de temeli atılan bir terör örgütü. Nürettin Verende yardımcısı! Nedense Nurettin Veren serbest! Bu terör örgütün kuruluşu 1966 yılı baza alındığında ilk günü fetonun yanında olanlar bu terör örgütüne yardım ve yataklık etmiştir.17/25 Aralık 2013 yılını baz almazsalar çok iyi olacak. Ve terörün kökü kazınır.17/25 Aralıktan sonra terör örgütünden bağı kopması lazım diyor. Bu örgüte girip yardım yapacak sonra ayrılacak inanıyor musunuz? Bu örgüte girmek için kendini parçalayan, bugün benim feto ile ilgim alakam yok diyebilir.

Dini, imanı zayıf,doyumsuz nefse sahip olanlar, hizmet hareketi diye içlerinde bulundular.Rahmani olarak bulunmadılar,Şeytani olarak orda oldular.Allah’ın rızası yok,şeytanın mutluluğu mevcuttur.Kimi genel müdür,daire başkanı,başhekim,kimi ihale peşinde,kimi rektör olurum,kimi müdür olurum,kimi servetimi katlarım büyürüm diye cemaata koştu,nerden bilecek ki cehenneme koştuğundan.Hz. Muhammed Buyuruyor ki;’’ Müşriklerin içinde olanlardan uzağım’’Kim bu müşriklerin içinde olan Feto tabiî ki..!Bir Müslüman müşrike sığınır mı?Fetonun ağzından bir İsrail ve ABD aleyhinde bir açıklama duydunuz mu? Katil ABD ve İsrail dedi mi? Mavi Marmara gemisi aleyhinde,28 Şubat lehinde konuştuklarını hatırlamaya çalışı…

Zaman gazetesi abonesi olan kimler varsa feto terör örgütüne maddi yardım sağlamıştır. Nasıl Bir gün gazetesi alanı pkk sempatizanı olarak algılanıyorsa buda aynı suçtur. Zaman gazetesine abone olmak için kendini parçalayanlar şimdi vatansever mi oldular. Zaman gazetesi tirajı rekor kırıyordu!

Fetocular için, beş vakit namaz kılıyorlar,nurlu insanlar,hizmetkar insanlar vs vs  gibi sözler sarf ediliyordu.Feto, papaya biz Vatikanın bir parçasıyız dediği zaman kimse tepki göstermedi.Hiçbir Müslüman vatikanın parçası değildir.değildir. Mekkenin,Medinenin bir parçasıyız dese eyvallah.Dinler arası diyaloğ dedi cemaat ve gönül verenler aynen biat ettilerVay bu insanların haline.haline. Hz.Allah'ı,Hz.Muhammedi, ve Hz. Kuran-ı devre dışı bırakan biri nasıl Müslüman olur.Peygamberimiz dinler arası diyalog dememişti dünkü terör belası diyor diye ona biat eden insanlara acımak bile içimden gelmiyor.Müslüman Allah'a kul,Habibine ümmet olmak ister.Cemaat tamamen menfaat ilişkisidir.Allah sevgisi değil,şeytan sevgisi ile ifşa olmuştur.

Fetocular, kamu kurumlarında çalışanlara mobbing uygulayanların başında gelmektedir. Fetocular kamuda en alt kademeden en üst kademeye geliyordu. Gariban ise kurum içi görevde yükselme sınavına tabi oluyor. Kamudaki siyasi kadrolarda hala fetocular oturuyor. Bunun hesabını Allah'a nasıl vereceksiniz..!

Personel arasında ayrımcılık yapan,fetocuları koruyor diye Cumhuriyet Savcılığına 2011 yılında suç duyurusunda bulundum.Soruşturmaya gerek yoktur yazan savcı 12. sıradan ihraç edilmiştir!!! Kimi kime şikayet etmişim siz düşünün. Yüce Rabbım 5 yıl sonra beni haklı kıldı. Ergeç Allah'ın Adaleti tecelli etti.Genel müdürlüğe kamuda devletin imamları diye şikayette bulundum kimse kala almadı.Cemaate iftira atıyorum saydılar.Şimdi ucu nasıl AKP dayandı ise gereken işlemler yapılıyor,ama fetocu bürokratlar hala yerinde makamında huzur içinde  çalışıyor!!!Kamuda ihraç olunanlar ,erat olarak düşünün.Daha generallere gelmedi.Generallere gelirse, o zaman tiyatro seyredilir,zevk alınır.Ve siyasi ayağı ortaya çıkar!!!

Rahmetli Erbakan ‘’ Bir milletin asıl gücü tankı, topu, tüfeği değil, imanlı, inançlı cesaretli ve şuurlu evlatlarıdır’’ diyor. Hocamızı rahmetle anıyorum. Bugünleri gören, ileriyi gören bir Milli görüş lideriydi. Allah rahmet etsin.15 Temmuz 2016 akşamı zafer kazanılmışsa hocamızın bu sözü ile olmuştur. Hainlere karşı imanımız galip gelmiştir. Rabbım bizleri vatansız, ezansız, bayraksız bırakmasın. Müslümanları gaflet uykusundan uyandırsın, Birlik beraberlik nasip etsin.(Âmin)

STK, 15 Temmuzu unutturmayacağız diyorlar. Sizler önce içinizdeki fetocuları temizleyin sonra basın önüne çıkıp açıklama yapın. Dün fetoyu yere göğe sığdıramayanlar, şimdi vatan haini olduğu için vuran vurana yalan söyleyen söyleyene. Benim şu fikrim vardır. Kim Fetoya en çok küfür hakaret ediyorsa, aleyhinde konuşuyorsa onların hepsini FETOCU olarak görüyorum. AKP 2002 de iktidara geldiğinde zaman gazetesine abone olanlar şimdi hangi gazeteye U dönüşü yaptılar. Erdoğan'ın gözüne girmek için Zaman gazetesi abone olanların vay haline. Şehitlerimizin hakkını nasıl ödeyeceksiniz.

Tuğrul Türkeş’de şimdi babasını öne sürdü. Ahmet Özal babasını savundu. Sıra Tuğrul Türkeş'e geldi.15 Temmuza kadar neredeydiniz? Feto en ilk darbeyi Refah yol hükumetine yani Rahmetli Erbakan’a yapmıştır. Diğerleri fasa fiso. Bol sepetten sallıyorlar. Babaları hepsi fetoyla görüşen insanlardı…

Asıl bizler 15 Temmuzu unutturmayacağız..!Rabbım hainlere fırsat verdirmesin.Birlik ve beraberliğimizi bozanlara fırsat  verdirmesin.Faydasız ilimden,korkmayan kalpten,doymayan nefisten ve icabet edilmeyen duadan sana sığınıyoruz Ya Rabbı. Şehitlerimizi rahmetle anıyor,gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbım yar ve yardımcımız olsun.

CEMAATÇİ DEĞİLİM,RABBIME KUL,HABİBİNE ÜMMETİM ÜMMETİM...

SEVGİ SEVGİ SEVGİ...

Sevgi gönlün zevk aldığı bir şeye meyletmesi demektir.

Sevginin kalbi bir duygu olduğu ise, bütün tanımların ortak noktasıdır. Bununla birlikte  sevgi,  soyut bir duygu olarak kalıpta hissedilmekten daha çok insan hayatının bütün evrelerini  kapsayacak şekilde aktif bir yaşama tarzını gerçekleştirmekte, kişinin niyetinden sözüne, düşüncesinden davranışlarına kadar her türlü fiillerini, kuşatmaktadır.

Sevgiden bahsetmek sevgi değildir.Zira sevgi yaşanan bir haldir.Kal söz değildir.Eğer bütün insanlar sevgiyi cezbetmek isteseler buna güç yetiremezler.Onu uzaklaştırmak içinde olanca güçlerini harcasalar bunu da başaramazlar.Çünkü sevgi Allah vergisi olarak vehbidir, sonradan kazanılmış kesbi bir şey değildir.

İnsan herhangi bir şeyi sevmesi ve ona meyletmesinin bazı  sebepleri söylece sıralamak mümkündür.

1- GÜZELLİK

Güzellik, yaratılış gereği sevilen bir şeydir. İnsan onu zatı ve güzelliği için sever.  Yani güzel, yalnız güzel olduğu için sevilir. Çünkü güzel şeyler , gözün sevgilisidir. Güzel suretlerin, hoş seslerin, yeşil manzaraların ve akarsuların sevilmesi gibi.

2- AHLAK VE MANALAR

Duyularla bilinmeyen bir takım şeyler vardır. Örnek olarak şu güzel ahlak, bu faydalı ilim dendiği zaman güzel ahlaktan ilim, iffet, akıllı, şecaat ve takva gibi haller kast edilir ki, bunların hiçbiri beş duyu ile bilinemez. Bunlar ancak akılla anlaşılabilir. Bu güzel hallerin hepsi sevimli bir insandır.

3- İYİLİK

Kişi, kendisine iyilik yapanı tabii olarak sever. Zira insanlar, kendilerine iyilik yapanları sevecek, karakterde yaratılmışlardır. ‘’insan iyiliğin kölesidir…’’

Sevgi nitelikli olarak üç kısımda değerlendirilmektedir. Bunlar şunlardır.

Çocuğun babasını sevmesi gibi,

Babanın çocuğunu sevmesi gibi,

İnsanların birbirini sevmesi gibi.

SEVGİNİN BELİRTİLERİ

Sevgi, kalpte duyulan ve bu duyguya uygun biçimde yaşanan bir durumdur. Kalp ve vicdanla ilgili duygu ve hislerin tam bir tanımı, hatta sözlerle ifadesi çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Sevgi duygusunun ne olduğunu, onu yaşayandan başkası bilemez. Sevgiyi yaşayan ise, bulunduğu hal içinde her şeyi unutmuş olduğundan o durumu sözlerle ifade edemez. Bundan dolayı sevgiye, kendisinden daha anlaşılır bir sınır çizilemez. Ne kadar anlatılmaya çalışılırsa çalışılsın, gizli ve kapalı kalan yönleri daha çok olur.

Sevgi, insanın iç dünyasına ait olan duyguların dışa yansıyan belirtileriyle anlaşılır ve tanınır.

Sevilene devamlı bakmak ve gözü ondan ayırmamak.

Göz kalbin kapısıdır. Bir çeşit kalpte gizlenenleri söyler, onun sırlarını ortaya çıkarır. Sevenin bakışları sürekli olarak sevdiği ile beraberdir. Onunla birlikte dolaşır, onunla birlikte durur.

Sevilenin her sözünü kabullenmek.

Seven sevdiğinin her sözüne ilgi duyar. Kendisiyle alakalı olmayan sözlerine bile iltifat eder. Sevdiği konuştuğu zaman, o susar. Sevdiği kimse sözümü hangi yöne çevirirse o da ona tabidir.

Sevgilinin kendisine bakması anında gözleri kapalıymış gibi davranıp, yere bakıyormuşçasına hareket eder.

Bu hal sevgiliye olan aşırı saygıdan, ondan utanmaktan ve sevgilinin kalpteki büyüklüğünden kaynaklanır. Gözün sevgiliden başka bir yere kaymaması edebin en üst noktasıdır.

Sevdiğini çok anmak, onu hatırlamak ve ondan bahsetmeye düşkün olmak.

Seven sevdiğini hem kalbi, hem de diliyle çok anar. En sıkıntılı zamanlarında bile sevdiğini hatırlaması onu gönlünden çıkarmaması samimi bir sevginin belirtisidir. Sevileni hatırlamak sevginin gereğidir.

Sevgilinin emrine uymak, onun arzusunu kendi arzusuna tercih etmek.

Esasen sevenle sevilenin arzusu birdir. Birinin arzusu diğerininkine zıt olursa bu gerçek bir sevgi değildir. Sevilene itaat etmek sevginin bir nişanesidir.

Sevgisinde samimi olan kimse, herhalde sevgilinin emirlerine itaat eder.

Sevgilinin evini, yurdunu, yerleştiği ve oturduğu yeri sevmek.

Sevgiliye nispet edilen her şey sevimlidir, güzeldir.

Sevgilinin bulunduğu yere doğru yönelmek, ona ulaşmak için uzun yollar katletmek.

Her seven sevdiğine kavuşmayı ve ona yakın olmayı ister.

Sevgilinin dostlarını, hizmetçilerini ve onun sevdiği her şeyi sevmek.

Sevgiliyi ansız görünce dehşet ve hayrete düşüp titremeye başlar.

Bu durum bazı defa sevdiğinin ismini duyanda da görülür. Sevenin kalbindeki muhabbet sultanı, halkı yöneten dünya sultanından daha büyüktür. Her hangi bir sultanla karşılaşan kimse nasıl bir korkuya kapılırsa, gönül sultanıyla karşılaşsan da öyle korkuya kapılır.

Sevdiği hakkında çok kıskanç.

Bu nevi kıskançlık kötülenmiş değildir. Seven sevdiğini isyan edildiği ve saygısızlık gösterildiği zaman bu davranışlar hoş karşılanmaz.

Bu sebeple sevdiğini kıskanır. Bu ise haklı bir kıskanmaktır.

Elinde bulunan ve gücünün yettiği her şeyi sevgilinin rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak için vermek.

Hiç kuşkusuz sevgili uğrunda en son verilecek olan da candır.

Sevgilinin sevdiği şeyleri sevmek.

Kendisinin hoşuna gitmese bile sevgilinin beğendiği ve hoşnut olduğu şeyleri onu sevende beğenir ve ondan hoşnut olur.

Sevgiliyle herkesten uzak bir yerde baş başa kalmayı ve onunla birlikte olmayı istemek.

Sevenle sevilen arasında meydana gelen ittifak, uyumdur.

Sevgi, ruhların karşılıklı anlaşarak birbirleriyle kaynamasından kaynaklanınca gerçek sevgi olur.

Bir insan sevmeyi bilmiyorsa ölmüştür.

HİÇ BİR SEVGİ PARAYLA SERVETLE ALINAMAZ..!


ŞİDDET VE İDAM...

Toplumumuz ve aile temelimiz gittikçe maneviyattan uzaklaşmaktadır.Her gün bir kız çocuğumuz kaçırılıyor veya öldürülüyor.Lise öğrencisi kız çocuklarımız bonzai,torbacı,esrarcı vb gibi gayri meşru işler yapan insanların ağına düşmektedir.

Aile fertleri çocuklarına helal ve haramı öğretmiyor.Büyük,küçük ,sevgi saygı nedir öğretmiyor.Edep,haya nedir bilmiyor.İnternet evimize girdiğinden beri ahlaksızlaştıkça tavan yaptı.Komşuluk,akrabalık  hatta ve hatta aile içi iletişim bile koptu.

Gece bakıyorum dışarıda lise çağındaki kızlar erkekler dışarıda hiçbir anne baba evladını merak etmez mi Allah aşkına.Ramazan ayındayız inançlara saygısı olmayan gençlerle karşılaşıyoruz.Çoğu gençlerimiz inançsız ve ateistim diye bilme cesareti var.Sözde İslam ülkesiyiz!!!

Orta okulda okurken 45 dakika olan dersimizin 15 dakikası nasihatti.Ahlak bilgisiydi.Şimdi hiçbir öğretmen hayattan ders vermiyor,ahlaktan bahsetmiyor ve dersimi anlatır çıkarım diyen bir öğretmenden ne bekleye biliriz ki?

Büyüğünü bilmeyen nesil , geçmişinde bilmez, atasını da bilmez.Eğitim kalitesi aşırı düşük.Eskiden öğretmen bizi dövdü mü eve gittiğimizde birde babamızdan dayak yerdik.Eskiden eti senin kemiği benim diyen veli vardı! Şimdilerde ise öğretmen oğlumu nasıl döver diye savcılığa suç duyurusunda bulunan anne baba türedi.

Tv kanallarında seyrettiğimizi şiddet filmleri aile temelimizi çürüttü.Toplumu cinnet geçirmeye başlattı.RTÜK, bu konuda duyarlı yaklaşmıyor.Şiddet içerikli filmler yayından kaldırılsın.Başbakanımız bu sesimizi duyuyorsa yardımlarını bekliyorum.Hatice,Kadriye,Eylül ve Ceylin gibi daha çok çocuklarımız canilerin kurbanı olacaktır.Gül dalında güzeldir.Gülü dalında koparırsanız dalda yara alır,gülde.Gülü dalında sevelim.

Şiddet filmleri çocuklarımız kötü örnek olduğundan çocuklar aile fertleri tarafından dizginlenemiyor.Anne  baba sözü dinlemeyen evlatlar çoğalmaktadır.çoğalmaktadır. TV ve İnternet aile temelini bozmaktadır.Şimdi bana şunu diye bilirsiniz niyet önemlidir.Nasıl kullanmak istiyorsan o önemlidir. TV kanallarından aileye hitap eden kanal var mı? Bana göre yok açık ve net olarak yoktur. TV kanallarında izlediğimiz filmlerde genlerimize kötü örnek olan durumlar var görmemezlikten geliyoruz.Erkek çocukları giyim kuşamları ile insanlıktan çıkar duruma geliyorlar lakin kızlarımızda yırtık pırtık kodlar giyerek resmen ve alenen gel bana tecavüz et der gibi giyinip sokağa çıkıyor.Ailesi sormuyor kızım oğlum bu halin nedir diye soran yok.Oğlumuza ve kızımıza çeki düzen verelim.Yuları bir kaçırırsak daha dizginler elimize geçmez. Sonra dizimizi döveriz.Erkek gibi giyin,kız gibi giyin.Avrupayı taklit edip özünden uzaklaşma...

İzmir'de yaşıyorum,gönüllü olarak geldim.Şimdi ise gönüllü olarak İzmir'i terk etmek istiyorum.Hayası olmayanın ,imanı da olmaz.Ben hayasızlığın ve imansızlığın merkezine gelmişim.Cinselliğin özgürce yaşandığı yer İzmir!Mustafa kemalin askerleriyiz diye slogan atanlara bakıyorum.Atatürk yaşasaydı,tükürmez di bile.Tükürüğüme yazıktır der, yüzlerine bile bakmazdı diye düşünüyorum.Cadde veya sokak ortasında alenen dudak dudağa dakikalarca öpüşülüyor, yanlarından geçen aile, erkek veya bayan müdahale etmiyor. 3 maymunları oynar gibi oynuyorlar.

Nerede bizim Osmanlı torunları, nerede Atatürkçü zihniyet.Çağdaş,demokrat,aydın ve medeniyetçiler bu duruma işte özgürlük diyorlar.Eğer sizin bu özgürlük dediğiniz şey,yırtık,pırtık kod giyinenler,saçları mavi,yeşil,kırmızı ya boyamak,küpe takmak,soytarı,zibidi,çapulcuya benzemek,sokak ve cadde ortasında öpüşmeler medeniyet  ise vallahi billahi tillahi hayvanlar daha medenidir.Hiç değilse hayvanlar doğuştan çıplak!!!Nedense hiçbir anne ve baba çocuklarının bu giyimlerine müdahale edemiyor!

Sosyal medya, görsel ve yazılı basında Arda Turan milli takımdan ayrıldı,Deniz Seki tahliye oldu.Ne önemli haber!Türkiye millet cinnet geçiriyor basın bununla milleti avutuyor.Arda ve  deniz karın doyurmuyor.Suriyelilerde ayrı bir dert oldu.Onlar zaten Türk vatandaşlarımız tamamen şiddete yönlendiriyor.41 yaşındaki TC vatandaşı 17 yaşındaki Suriyeli kız ile evleniyor.Suriyeli kız sevgili ve sevgilisinin kardeşi  ile bir olup kocasını çekiçle öldürüyor. Davul dengi dengine çalar.41 yaş nere, 17 yaş nere. Suriyeliler sorunlu mu sorunlu...

Toplum İDAM istiyor.AKP hükumetinden en büyük toplumun beklentisidir.İnşallah idam geri gelir.İple asmanıza da gerek yok.Şırıngayla ver zehri gebersin gitsin.O zaman toplumun duası üzerinizde olur.İdam caydırıcıdır.İnsanlarımız suç işliyor serbest kalıyor,bu durumda aileleri korkutmaktadır.Şiddet cinnet geçirmeyi doğuruyor,yani olumsuzluklar doğuyor ve toplumun huzuru kalmıyor.kalmıyor. Her gün TV kanallarında güncel olayları dinledikten sonra neden idam gelmesin ,niye idam gelmiyor diye yorum yapıyorum.Toplum cinnet geçiriyor.Aile fertlerini öldürüyor.Çocuklar tecavüze uğruyor.Yargıdan ağır ceza beklerken,mahkumlardan öldürmesini bekleyen toplum olduk vesselam...


Ziyaretçi : 364017 Sayfa Gösterimi : 488628 Online : 21