İZMİR'DEN SELAMLAR

Sevgili okuyucularım artık İzmir'de yaşıyorum.İzmir'e gelişim rızam ile değildir.AKP ve Fetullahçıların ve MHPlilerin psikolojik tacizlerinden dolayı zoraki İzmir'i tercih ettim.İzmir'e tayin gitmemde etkili olan Kars AKP milletvekillerinden Sn:Yunus KILIÇ ve Sn:Ahmet ARSLAN'a ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum.yazılarımı artık İzmir'den yazacağım.Bu durumu ancak ve ancak Allah'a havale ediyorum.Bunların hayrından ve şerrinden Cenab-ı Allah Ümmeti Muhammedi korusun.Amin...

2 ihtilal sürgünü ve 4 siyasi sürgün yaşamış bir babanın evladı olarak,sürgünler işkenceler bizi yolumuzdan davamızdan çevirmez.Başımız dik alnımız aktır.Verilmeyecek hiçbir hesabımız yoktur.Devletin malını çalmadım satmadım.vatana ihanet etmedim.Allah'a kul ,peygambere ümmet oldum.Paçalı kuş değilim,sonuçta bir babayım ERKEĞİM,takla atmam,hamuda kalkmam,yağdanlık yapacak kadar şerefizlik yapmadım,yapmamda.Biz dava adamıyız paçalı kuş değiliz,çıkar menfaat için şerefizliği göz önüne alacak değilimŞerfizlerle,hırsızlarla baş edemedik vesselam...Hırsız hırsızdan hesap sormadığı bir dönemden geçiyoruz.

Hırsızlarla,yalancılarla,iftiracılarla,sahtekarlarla,yalancı cemmaatçilerle,mınafıklarla baş edemedim bu bana hayatta en büyük ders olsun,

Bu şerefizlere,sahtekarlara,mınafıklara ve riyakarlara boyun eğmedim buda onlara dert olsun!....

BİRAZDA AKP BELEDİYELERİ KONUŞUNUZ SAYIN BAŞBAKAN...

Başbakan Adana il kongresinde

"Adana’dan diğer partilerin yönetimlerine soruyorum. Hep beraber soralım bu soruyu. Ey CHP, ey MHP, ey BDP yahu sizin büyükşehir belediyeleriniz var. AK Partili belediyeler devletten ne ödenek alıyorsa, o belediyeler de aynı ödeneği alıyor. Peki Allah aşkına ne yaptınız, ne ürettiniz? 29 Mart 2009’dan bu yana, 3 yıl içinde o illerde o vatandaşlarda hangi eseri, hangi hizmeti, hangi büyük yatırımı götürdünüz? Belediyecilik bir anlamda iktidar provasıdır. Yerel yönetimlerde başarılı olamayanların merkezi yönetimlerde başarılı olması mümkün değildir. Belediyecilikte hizmet anlayışın aslında iktidar vizyonunun göstergesidir. Bunların belediyelerinde işte Antalya’da, Ankara Yenimahelle’de olduğu gibi bizzat kendilerinin itiraf ettiği yolsuzluk var. Diyarbakır’da belediye başkan yardımcılığını kim yapıyor diye sorarsanız gerçek cevap çıkar. Bunların belediyelerinde rant var, bunların belediyelerinde yamyamlık diye tabir edilen yolsuzluk var. Bunlar belediyeciliği nasıl görüyorsa Türkiye’yi yönetmeyi de iktidarı da bir rant aracı olarak görüyorlar. Ben burada CHP’ye birşey söylemeyeceğim. Onların kendi içindeki kavgası, tartışması, çatışması zaten kendilerine fazlasıyla yetiyor." açıklamalarda bulundu.

Başbakana sormak lazım Kars ve ilçelerinin icraatları nedir?

Ucube dediğiniz heykelin yapılmasına AKP hükümeti olur vermedi mi?

Ucubeyi yaptıran AKP hükümeti,yıktırılmasınında sebebide akp hükümeti değilmidir sayın Başbakan?

Ucubeye yapılan masrafta yolsuzlık değilmi dir?Yapılırken kimlere  fayda sağladı,yıkılıken kimler nasiplendi!...

Bunun müsebibide AKP hükümeti değilmi dir?

Kars belediyesi yaptırdıgı heykelleri yıkmaktan başka ne yapmıştır?

Sarıkamış halkı hala temiz ve sağlıklı su içemiyor sebebi AKP mi yoksa diğer partilermidir?

Başbakan kendi partisinin belediyelerinden hiç söz etmiyor,birazda doğudaki il ve ilçelerindeki belediyelerde yapılan icraatlardan konuşunuz başbakan!...

İl ve ilçe belediyelerin borcu ne kadardır?

İl ve ilçe belediyelerin icraatı nedir?

3 yıldır iktidardan seçilen belediye başkanları hangi sorunları çözdü,hangi sorunları çözemedi?

Kars'ın su sorunu hala çözülmedi!...

İŞÇİ MEYDANLARDA, TÜRK-İŞ NEREDE

1Mayıs İşçi bayramı olarak kutlanıyordu. Maalesef 2012 yılına kadar İşçi bayramı Türk-İş Önderliğinde kutlanılırdı.

2012 yılında Türk-İş tamamen diskalifiye edildi. Eskiden hangi parti hükümetin başında olsaydı, Türk-İş ajandasında ilk sırada olurdu. Şimdi durum değişti, arka bahçe olunca kaala bile alınmadı.

1Mayıs kutlamaları ikiye bölündü. Tandoğan’da AKP yandaşları sendikacılar(Hak-İş, Memur-sen) Sıhhiye meydanında da AKP muhalefetleri olan tüm sendikalar ve STÖ hazırdı.

Türk-İş iktidara kızılaya gideriz dediği zaman iktidar düşerdi! Şimdi Türk-İş’i kendi haline bıraktılar. Ciddiye bile alınmıyor.

Sendikacılar önce emeğin mücadelesini vermelidir. İktidarla dirsek temasa geçmesi işçi lehine değil, kendi menfaatlerinedir. Yarın nasıl milletvekili seçilirim hesapları yapan sendikacından bir menfaat beklemek abestir.

Sendikacılar seçilmeden önce çok demokrat gözükür,milliyetçi davranışlar gösterir.Mücadelesinde sol,sağ meselesini gündeme getirir,böler,parçalar seçimi kazanır.Arkasını döner,nefsi duygularını ön plana çıkarır.Nerde kaldı senin demokrat,milliyetçi,muhafazakar,sosyal  adalet düşüncelerin!Rahmani değil,şeytanı fikirlerin varmış ama farkına varan varır!...

İşçilerin sosyal ve hukuklarını koruması gerekirken haklarını iktidara peşkeş çekmekten geri kalmıyor. İşçi meydanlarda bayram kutlayacak ama yıllarca işçi mücadelesi veren Türk-İş yetkilileri meydanda yok!

Tekel işçilerini mağdur etmeleri, toplu sözleşmelerde geç imzalamalarda hakları daha çok kaybetme durumuna gelen sendikacılık anlayışı sendikacılığı bitirme noktasına getirdi.

Sendikalar yasasını başbakan yürürlüğe koyarsa, Türk-İş’in içi boşaltılır. İşçiler sendikalarını terk eder ve istek ve arzusu yönünde istediği sendikaya gönül bağı kurar ve üyesi olur.Bir de sendiklar denetlenirse!...

Sendikacı işçinin hakkını savunmayı bırakmış o kadar gayret içerisine girmiş ki; işçisinin mağdur etmesi için var gücü ile mücadele vermektedir. Emeğin karşılığını alamayan işçi kesimi, Türk-iş’in bu tutumundan büyük rahatsızlık duymaktadır.

Lüks yaşantılarını gören iktidar mensubu bakanlar toplu sözleşmelerde tavrını ona göre koymaktadır. Her yıl araba değiştirme lüksüne giren sendikacıların davranışları etik değildir. Konuştukları zamanda kimseye söz hakkı vermezler. Aslına bakarsanız sendikacıya hakkını helal edecek işçiyi de göremiyorum, eğer edende varsa şu bir gerçektir, sendikanın nimetlerinden yararlanıyordur.Yani paçalı kuşlardandır!...

1 Mayıs işçi bayramı kutlamasının  ulusal basında Türk-İş’e yer ayırmadığını görüyoruz.Bunu da Türk-İş düşünsün!...

28 ŞUBAT DALĞA DALĞA YAYILIYOR...

Herkes konuşmaya başladı,aradan 15 sene kadar uzun bir zaman geçtikten sonra konuşan konuşana!...

Sormak lazım neredeydiniz şimdiye kadar? Bu saatten sonra konuşanlarda aslında suçlu sayılmalıdır.

Beşli sivil toplum örgütü mensupları da başladı, keşke olmasaydık.

Aslına bakarsanız o zaman STÖ bulunan yönetimlerde hazır bulunan kadroda yargılanmalıdır. Başkanlar konuştu, bu konuşmalar açıklamalar yönetim kurulu kararıyla oluyor.

Demek oluyor ki; Türk-İş yönetim kurulu da suçlular içine dâhil . O zamanları basın önüne çıkıp açıklama yapan sivil toplum örgütleri yargı önüne çıkmalıdır. Çevik Bir tek başına hareket etmedi!

Kimler varsa tek tek ortaya çıkacak.

O zamaları mağdur olanların açıklama yapması da yasaklanmalıdır. Yargıya müdahale olarak düşünüyorum. Beşir Atalay’ın Demirel’i 1. Suçlu göstermesi yargıya müdahaledir.

Atalay’ın rektör olmaması, Demirel’e olan kinini kusuyor. Bildiğin bir şey varsa basın önüne değil yargıya başvurmalısın.10 yıldır Demirel aynı Demirel’de şimdimi suçlu oldu?

TOBB, TUSİAD, TÜRK-İŞ, DİSK, TESK Bunlar o zamanları tencere dibini vuranlardı. Eşel mobil uygulanmasında işçiler mağdur edilmedi, memurlar %120 yıllık zam aldılar. Türk-İş’in bu işe girmesi tamamen siyasi ve husumetli gibi davranmıştır. İçlerinden bir babayiğit çıkıp ta ne oluyor demediler.

Bugünlerde basına çıkıp keşke 5 li STÖ içinde olmasaydık gibi açıklamalar yapıyorlar, bu bir feryat değil, can korkusudur. Bunların hepsi yargının önünde hesap vereceği günü bekliyorlar.

28 Şubatta Çevik Bir talimatıyla Refah-yolu yerden yere vurmak ve amaçları yıkmak olan  medya  mensubları,şimdi Çevik Biri yerden yere vuruyorlar.O tarihlerde tarih yazan paşa diye hitap edenler şimdi yargılamak ve mağdurları oynamasıda gözden kaçmıyor.

Korkunun ecele faydası yoktur, Herkes yargı önüne çıkıp hesaplaşmalıdır. Başbakanlık köşkünde iftar yemeğine çıkan tarikat şeyhlerinde yargılanmalıdır.

Sevgili okuyucularım basından takip ettiğiniz kadar, herkes 28 Şubat mağduru olmuş gibi açıklama yapıyorlar.28 Şubatta gemiyi terk edenler, şimdi doğruluktan bahsetmelerine inanmayın. Bu zaman içinde konuşanlarda suçlu olarak görüyorum. Neden kimse 28 Şubatçılar yargılansın diye mahkemeye başvurmadılar. Kanunlar aynı, yasalar aynı şahıslar aynı, değişen sadece 15 yıl bir süre.

Bekleyelim, seyredelim,28 Şubat kimlere nereye kadar uzanacak sabırla metanetle bekleyelim.

ELEŞTİRİLERE AÇIK OLMAK.

Bugün 19 Nisan 2012 günü saat 16.24 de Kars’tan gelen misafirlerimle Milli eğitim Bakanlığında bir bürokratla görüşme yaparken cep telefonum çaldı. Arayan şahıs AKP milletvekilinin 1.derece yakını.

Buyurun dedim.

Süleyman Turan’la mı görüşüyorum.

Evet, buyur sayın abim dedim.

AKP vekili hakkında yazmış olduğun  yazı için arıyorum,teşekkür etmek için aradım………..konuştu ve telefonu yüzüme kapattı!...

Sevgili okuyucularım, yazmış olduğum yazıların muhatabı şahıstır, şahışlar değildir.

Vekil hakkında yazı yazmış isem cevap hakkı vekilindir, vekilin 1.derece yakını muhatap değildir.

Hakaret etmeyiz, eleştiririz, bu da siyasetçinin eleştiriye açık olması gerekir, yazılarımıza eleştirme ve cevap verme hakkı şahsın ta kendisidir, yakınlarını bağlamaz, eger yakınları hakkında bir yazı yazılmış ise cevap hakkı doğar.

Yazıyı herkes okumuştur. Seçimlerde bakan olarak reklamı yapıldı, bunu tüm Kars kamuoyu bilmektedir.

Vekilin bakan olması şahsımı onurlandırır, şereflendirir ve gurur duyarız. Şahsım çıkıp ta’’ ne bakanı canım ondan vekil bile olmaz’’ deme terbiyesizliğinde bulunsaydım ne gibi tepki gösterirlerdi, düşünmek bile istemiyorum.

 Belediye başkan adayı, milletvekili adayı oldum. Küfür yedim, darp edildim, iftiralarla karşılaştım, hakaret edildim. Eğer siyasete giriyorsanız eleştirilere her şeye açık olacaksınız.

Geçmiş zamanlarda eski vekiller hakkında Kars, Ardahan ve Iğdır milletvekilleri hakkında 2000 yılından bugüne kadar eleştiri yazılarım oldu, cevap aldığım ve almadığım da oldu.

Eğer eleştiriye açık değilseniz, siyaset yapmanız etik değildir. Karşınıza geçip de takla atacak değilim. Eleştirmemde en doğal hakkımdır.’’Çok yaşa Padişahım ‘’demekle bu işler olmuyor. Amacım sizlere siyaseti öğretecek değil, takdir edilecek durumda nasıl gurur duyuyorsanız eleştiriye de o kadar açık ve gurur duymalısınız. Amaç kin nefret değildir, Kars sorunlarının çözülmesidir, bir insanın muhalefeti varsa onunla gurur duymalıdır ki, her yaptığı işleri takip ediliyor, eksik görülen yerde de eleştiri yapılıyor diye.

Sayın vekilde yazılarımın ne amaçla yazılıdığını çok iyi bilmektedir, Kars’a daha iyi hizmetler götürmesini temenni eder ,başarılar dilerim…

ZAM DEĞİL,AYAR YAPIYORUZ!...

2011 genel seçimlerinde bütçe boşaltılarak seçim kazanan AKP hükümeti,2012 nin ilk ocak ayında bütçe açık vermeye başladı.

Vatandaş dan  vergi alarak bütçeyi doldurmaya başladılar.Vatandaş sonsuz derece memnun,pimi çekilmiş bomba gibi de patlamaya hazır vaziyettedir.Doğal gaza,elektriğe ve akaryakıta yapılan zamlara sabrı taşıracak gibi oldu.

Emekliye, memura, çalışana ve bag-kurluya yıllık 3+3 zammı çok gören AKP hükümeti, doğal gaza %19,elektriğe %10 akaryakıta 3 defa zam yapılarak %15 civarına tekabül eden zamlar, çalışanları ve emeklileri mağdur etmiştir.

AKP hükümeti yaptığı zammın yarısını da çalışan ve emekliye yapsa istikrarın olduğu teyit edilir. Maalesef bütçe yamalıdır. Delik büyük, yamak küçüktür. Ne kadar çaba gösterilse dahi yama dikiş tutmuyor, gündemi oyalayarak bütçe açığına dikkat çekilmemektedir.

Paralı askerlik çıkardılar rağbet olmadı.500 bin beklerken 16 bin civarında çıktı. Nereye el attıysalar kuruttular. Maalesef vatandaşımız zamlara sessiz ve duyarsız kalmaları dahi üzücüdür. Şimdi de evladını geçindirmekle mükellef olan baba çocuğuna bakma yasını yani 18 yaşı bitirdikten sonra, okumuyorsa baba onun için SSK ücreti olan 125tl yatıracak. Üniversite okuyor mezun oluşta iş bulamazsa dahi baba SSK yatırmak mecburiyetinde kalacaktır.

Daha çok şeyleri göreceğiz.Yeter ki sabırlı olmayı zamlara sus pus olmayı bilmelisiniz!...Arap baharı dediler zammı vatandaşa yutturdular.İşçi kazaları, ölümler,12 Eylül davalarına müdahil olmalar,4+4+4  kabulü zammı vatandaşa unutturdular.Bu vatandaş daha çok şeyleri unutacak bu gidişle…

ALO SÜLEYMAN TURHAN'LAMI GÖRÜŞÜYORUM...

Sevgili okuyucularım sizlerle 2 telefon görüşmesiyle yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum. Birincisi İstanbul’da bulunan bir yayın evi ile 2010 yılından beri yaptığım görüşme sonunda kına getirdi resti çektim.

Biri dini yayın yapan kitapevinden zamanında yani 2006 yıllarında Tv’ daki reklamını görerek kitap siparişi verdim. Bu sırada kredi kartımızın tüm bilgilerini de aktardık, bilğiler ellerine geçince durmadan aramaya başladılar.

Alo Süleyman Turhan'lamı görüşüyorum

Evet, Süleyman turan benim

Nasılsın Süleyman abim

Saol iyiyim sizler nasılsınız

Bizde Allah’ımıza şükürler sizin gibi ağabeylerin sesini duydukça daha iyiyiz.

Buyurun

Süleyman abı İstanbul………kitapevinden arıyoruz

Evet

Süleyman abı kardeşlerimiz biliyorsunuz hafızlar yetiştiriyoruz,sizin gibi ağabeylerin yardımıyla,kardeşlerimizde sizin için bir hediye hazırladı

Evet

Adresine göndereceğiz kargo ücreti ödemeyeceksiniz,

Teşekkür ederim, ücretimiz nedir

Abi siz kargoya ücret ödemeyeceksiniz,kardeşlerimiz size 100tl bir hediyelik gönderecek haberiniz olsun

Tamam gönderin.

Aradan belli zaman geçer bir telefon daha gelir….

Alo Süleyman Turhan beyle mi görüşüyoruz.

Evet, Süleyman Turanla görüşüyorsunuz.

Sayın abım nasılsınız falan filan, derken bir hafta daha gelmiş, ya kutlu doğum haftası, ya kandil bir haftaya denk getirmişler

Yine bir kitap siparişi alıyorum,hiçbir ücret kargoya ödemiyoruz!...

Belli bir zaman geçiyor Süleyman Turhan abiyemi görüşüyorum.

Evet.

İstanbul …….kitapevinden  ve arıyoruz ,hal hatır sorduktan sonra atacağı kazığa sıra geliyor.Süleyman abi size arkadaşlar bir bay bir bayan saati hediye ettiler kargoya ücret vermeyeceksiniz haber vermek için aradık

Teşekkür ederim dedim.

En son aradılar 150 tl bir hediye gönderiyoruz dediler, kargoya ödeme yapmayacaksınız notunu da düştük. Bakalım ne gönderecekler!

Gelen kargoyu açtım 2 kitap bir seccade 3 cd göndermişler 150tl hesap çıkarmışlar. İlk taksidi de kredi kartından kesmişler. Tabi bu süre zarfı içinde hiç kredi kart ekstrasına bakmıyordum. Hemen bankayı aradım kredi kartımı iptal ediniz bilgilerim başkalarına sızmış yenisini gönderin diye aradım. Banka 10 gün içinde yenisini gönderdi, bu arada kitapevi 2.taksidi çekememiş ve beni aradılar.

Süleyman abı kredi kartında para yok mu çekemiyoruz dediler!...

Hayır, limit dolu değil, sizin için kartı iptal ettirdim ve yenisini aldım. Bu yaptığınız tamamen saygısızlıktır.2 kitap 3cd 1 seccade için 150 tl alınır mı ayıp yaptığınız, dedim.

Süleyman abı helalleşelim dedi

Bir daha beni aramayın ben Ankara’da yaşıyorum. Buradaki insanlara yardım ederim. İstanbul’da bulamadınız mı buraya kadar uzanıyorsun. Bir daha beni aramayın dedim telefonu kapattım.

Bu sözleri söylemek mecburiyeti duydum. Allah rızası dediklerinde ayak bağlarım çözülüyor, akan su durur gibi oluyorum, işin içinde resmen soygun, dini duygularımızla oynandığını görmek bizi çok üzmüştür.

Beni bir daha aramayın dediğim halde değişik tellerden arıyorlar hangi birini kaydedeyim şaşırdım kaldım.En son 16 Mart günü aradılar.İlk defa bir bayana arattırıyorlar.Bayan Allah peygamber sözleriyle girdi söze ve İstanbul’dan ……kitapevinden aradığını söyledi,sözlerine devam etmeden sözünü kestim.

Hanım efendi kaç kere söyleyeceğim beni bir daha aramayın. Türkiye’de AKP ye %50 oy çıktı onları arayın, sizlere en büyük yardımı yapsın ne sağı solu arıyorsunuz, gidin AKP teşkilatını istediğinizi satın bir daha beni arayamayın ve rahatsız etmeyin dedim.

Bayanın sesi soluğu kesildi. Henüz arayan olmadı ama yine belli bir süreden sonra yine ararlar diye düşünüyorum.

2. Telefon görüşmemdeki durum ise, bir numaralı AKP’ci ama nafile hiçbir AKP’li bu gazeteye sahip çıkmıyor. Bende bu gazeteye 1994 yılından beri abone idim. Güzel dini kitaplar veriyordu, bu imkânlardan yararlanıyordum.

En son kurayla ücretsiz Umreye yolculuk kampanyası başlattı. Bizde bu imkânlarla umreye gideriz düşüncesiyle gazeteye abone oldum. Her ay umre çekilişi oluyor nasipte yok gibi çekilişlerde ne asıldayız nede yedekteyiz.

Abonelik 3-4 ay sürdü ve aboneliği kestim. Bir gece vakitsiz bir telefon çaldı.

Süleyman Turan’la mı görüşüyorum.

Evet

Sayın abim …..gazeteden arıyorum.Sizi abone yapalım mart ayındaki umre çekilişine de katalım,ve sizin mahallede gazetemizin abonesi yok,sizler sayesinde abone sayısını artırmayı ve gazetemizi sizin gibi kardeşlerimizin sayesinde ayakta tutmaya çalışıyoruz,dedi.

Tamam, abone yapınız dedim. Saadet partisine haberlerini de az bir yazı ile geçiştirirler. Ama AKP’ye sıra gelince sayfalar dolusu haber yaparlar. CHP eleştiriyor gibi gözükseler dahi boy boy eleştiri yaparak chp’nin reklamını yaptıklarını gözlerinden kaçırıyorlar.

Bu gazete sahibinede  en son şu sözleri söyledim.

Türkiye’de %50 AKP’ye oy çıktı kardeşim, neden AKP teşkilatını abone yapmıyorsunuz? Sağı solu aramanıza gerek yok, direk teşkilatına gidiniz herkesi abone yapınız. Ben Saadet partisi mensubuyum. Milli gazeteye abone değilim, sizin gazetenize abone olmamda etik olmaz. Bir daha beni aramayınız dedim telefonu kapattım.

Anlatmak istediğim şudur. Allah rızası için dedikleri zaman evet diyorum. Ama bakıyorum ki, dini duygularımızla oynuyorlar, en hassas noktamızdan vuruyorlar. Dini alet edenlere itibar göstermeyiniz. Soygunculara teslim olmayalım ve yardım yapacaksak en yakınımızdaki insanlara yapalım, kimselerin etkisinde kalmayarak ve yaptığımız yardımın nereye gittiğini kendi gözlerimizle görürüz. Kredi kart bilgilerimizi , ne Tv deki şatışlara ,nede internet ortamında kimselere sızdırmayalım yoksa bu yaşadıklarımızın daha fazlasını yaşarız. Saygı ve selametle kalınız.

DİNDAR MEMURDA SORUMLULUK HİSSİ

Başbakanın Dindar gençlik hakkındaki sözlerine karşılık,Dindar memur hakkında yazı yazma ihtiyacı duydum.Günümüzde kamuda ne gibi sıkıntılar yaşanmaktadır,ne gibi ayrımcılık,psikolojik tacizler yapıldıgını hepimiz görmekte ve şahit olmaktayız,ama kimsenin sesi çıkmıyor,Bizde bir müslüman ,dindar geçinen memurların,yöneticilerin hakkında acizane görüşümü ifade etme ihtiyacı duydum.Kalemimiz yazdı,sizlerde okuyarak görüşlerimize ister evet,ister hayır ya eksik yazı var yada iftira atıyor diye bilme  imkanınız vardır!....

Cennnet-Cehennem inancını yıpratıp,manevi bağlarını koparttığımız memurda,polis görmezse,hakim bilmezse mesele bitmiştir.Her türlü rüşvet mübah,her çeşit istismar ve kayırmalar meşrudur.

İmani ve İslami duyguları yok edilmiş bir memur rüşvet de alır,adam da kayırır,resmi vazifesini gizlice alacağı menfaatla ancak görür,yakınlarına haksız kazanç sağlar.Onun için bütün  bu haramlar,gayr-i meşru işler açık gözlülük,sel önünden kütük kapmak,rüzgar eserken harman savurmaktır.

Ama maneviyatını yıkamadığınız memur böyle düşünemez,imanlı kimse bunları yapamaz,bu devirde de zor buluruz! Zira onun inancına göre polis görmese de, hakim bilmese de Allah görür,melekler bilir.Kiramen Katibinin,amel defterine yazar.

Bu sebeble  yapacağı tek şey,harama girmemek,rüşvete sapmamak,selahiyetini istismar etmeyip,haksız kazançlar sağlamamak...Zira bunların hiç biri de Allah'tan saklanamaz,İlahi ilimden gizlenemez.

Asr-ı Saadet Müslümanlarının memuriyet ve yüksek makamlara karşı tehacüm göstermeyişleri bundandır.Maalesef bu sözlerimiz şimdiki zaman için geçerli değildir.Bulundukları makamda bir hata işler,bir selahiyet istismarı yapabilirler endişesiyle mevki ve makam kapışması yapmazlar,ısrar göstermezlerdi.Şimdi ise cemaat adı altında dindar gözüken şahışlar makam mevki yarışındalar,dünyalık şöhret peşinde koşan müslümanım diye geçinen memurlarla karşılaşmamız söz konusu değildir.

AKP hükümetinde makama gelen memurlardan ve cemaatçi diye geçinen amirlerden ''Allahım dünyadaki şöhretim ahiretteki itibarımı yok edecekse beni böyle şöhretten koru,faydasız meşruhluktan muhafaza eyle!...''diye dediklerini hiç duydunuzmu?  haşa hemde sümmehaşa!....

Buğünkü durum ne halde, ne alemde? yorumlarda size ait olsun.İslam tarihini gözden geçirdiğimiz zaman ne gibi sorumluluklar alındıgını nasıl adil oldugunu okuyarak bilği sahibi olmaktayız,fakat bunlardan hiçbir sonuç çıkarmadıgımızı nefsi duygularımızla hareket ettiğimiz de aşikardır.Dürüstlük ve doğruluk abidesi gibi bir de fetva vermeyi çok iyi bilen bir nesille iç içe yaşamaktayız.İnsanoğlu eksiğini konuşur,amire baktığımız zaman onlar kadar adil kimse olmamıştır,yani eksik yanları adil olmadıklarıdır.İslam tarihinde memuriyeti mükellefiyetli meslek bilmiş,makam,mevki kapışmasına girmemişleridr.Bugün ise böyle bir istisna söz konusu olmayıp kapanın elinde bile kalmadığına göre,herhalde mes'uliyeti gitmiş,sadece mükafatı kalmıştır memuriyetin.Bunun için yarışa girişilmekte,ganimet haline gelmiş bulunmaktadır.Başbakanın dindar gençlik yetiştireceğine dindar yöneticiler atarsa örnek teşkil edeceği kanısındayım.nerde o başbakan ki!...

15.YILIN DA 28 ŞUBAT MAĞDURLARI ORTAYA ÇIKTI!...

Başbakanın 28 Şubat mağduru olduğunu duydum, çok üzüldüm. Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN Hocamız rahmetli olunca başbakan mağdur olduğu ortaya çıktı.Şimdiye kadar başbakan ağzına bile almadığı 28 Şubatı telaffuz etmeye başladı.

Erbakan Milli görüşün mimarıydı vatanını düşünen liderdi,ama ülkesini pazarlayan ne başbakan oldu nede başka ülkelerin emrinde olan bir başbakan değildi!..

Lider ülke, yeniden büyük Türkiye olma hayali vardı. Türkiye’nin mimarıydı.

28 şubat mağduruydu!...

Davasını bırakmadı, son nefesine kadar taviz vermedi.

AKP'liler Hocamızı terk ederek 28 Şubat ürüncüleriyle işbirliği yaparak iktidar olma yolunu aradılar ve beraber yürüdük şarkısı bunun ispatıdır.

Erdoğan kimlerle yürüdü!...

Milli görüşçüler mağdur olmuşlardır. Kimse 28 şubat mağduru olarak ortaya çıkmasın. Belediye başkanı neyin mağdurudur?

Davasını terk edenler ne zaman mağdur oldular?

Sayın Erbakanın vefatının 1. yılı münasebetiyle hocamızı rahmetle anıyor. Bugün grup toplantısında konuşan Anamuhafet lideri Sn: Kemal KILIÇDAROĞLU'nu tebrik ediyorum.

İZMİR BELEDİYESİ AKP OLACAK(MI)!...

Sevgili okuyucularım İzmir'de yaşadıklarım ve gördüklerim içler açısı.

İzmir halkı kararlı illa da CHP diyor. AKP 9 yıllık iktidar döneminde İzmir'e işkence yaptığı gözlerden kaçmıyor.4,5 milyon insan yaşıyor ve egenin en güzel sahili, en güzel illerinden bir tanesidir.

İzmir Büyük şehir belediyesinin 177 projesinin iptal edildiğini de öğrenmiş bulundum.

Başbakanın 10 kere İzmir'e gitmesine rağmen vatandaş onurlu duruşundan taviz vermemiştir.

Başbakan alelen İzmir halkına üvey evlat muamalesi göstermektedir.Ankara ve İstanbul belediyelerin hangi projesi iptal edilmişttir merak ediyorum.Kars-Ardahan ve Erzurum belediyeleri AKP 'nindir.Acaba İzmir belediyesi kadar hizmet edebilmişlermidir?

İzmir semt semt gezdiğimiz zaman semtler belli illerden gelen vatandaşların yaşadığını gördüm. Yamanlara iş arkadaşımı ziyarete gittim. Yamanlar Bayraklı belediye sınırları içindedir. Fakat İzmir’in semti diyemezsiniz. Bu semte körüklü veya eski belediye otobüsleri çalışmaktadır. Çünkü Güneydoğu insanların yerleşkesidir.

Hemen yanında Karşıyaka ilçesi var, aralarında 500m yoktur, içiçe yaşamaktadırlar. Akp belediyeyi almadığı sürece İzmir halkı iktidar nimetlerinden yararlanmayacak gibi!

Tabi ki; Yerel yönetimler AKP zulmüne uğradığından dolayı,Kamu kurumlarına da yatırım yapılmadığını,Alsancak Nevvar Salih İŞGÖREN Turizm ve otelcilik lisesi yatırım ödeneği alamdıgını duydum,bu okula yapılan zulüm alkışlanacak gibi değil.Sarıkamış Turizm okulu 10 çeker.Alsancak gibi bir yerde okulun durumu içler acısıdır.Tüm kurumların eli kolu bağlıdır vesselam....

Eskiden rahmetli Turgut ÖZAL ANAP'tan belediye başkanı seçmezseniz eli kolu bağlı belediye başkanı seçersiniz diye alenen söylerdi. Şimdi 2009 seçimlerinde de AKP'li milletvekilleri söyledi ve söylediklerinin arkasında duruyorlar. Belediyelerin tüm ihalelerini inceleme savcılıklı duruma düşmüş, tabi ki, bu durumda hizmetten alı koymaktadırlar.

Alsancak, Konak,Basmane,Bostanlı,Balçova İzmir’in gözde semtlerindendir.Burada yaşamakla biraz olsa da lükse girmektedir.Sahil boyu bir tane büfe veya cafe göremezsiniz.Nedendir acaba ?

Çünkü burada insanlar gezsin, sohbet etsin piknik yapsın diye işgal ettirmemiş ! Çünkü belediyeler yandaşlarına pirim yaptırmamış, halkın menfaatini göz önüne almışlardır.

İzmir'e araçla girdiğiniz zaman içiniz kararır. Fakat şehir merkezine girdiğinizde değişikliği fark edeceksiniz. Gece kondular İzmir’e yakışmamış, maalesef imarsız gördüm.

Kentsel dönüşüm yapılırsa İzmir'in çehresi değişecek.Cuma namazını İzmir'de kıldım.Camide yer bulunmuyordu hınca hınç doluydu.Gavur İzmir diyenler utansın!..

Halkı yardımcı oluyor, eğlence yerleri fazla, sokaklarda, caddelerde köpek çok görürsünüz, zarasız ve evcilleştirilmiştir. İzmir halkı hayvan haklarını en çok savunandır.

İzmir'de Karslılar çok. Hangi semte giderseniz gidiniz muhakkak bir hemşeriye rastlarsınız. Gençleri eğlenceye çok düşkün.

Ankara başkent olmasına rağmen gelişmemiştir. Bir tane Kızılay semti vardır. Ama İzmir'in her semtinde 2 veya 3 tane Kızılay gibi semti vardır.TOKİ yatırım yapmamış.Eğer toki bu bölgede çalışma yapsa İzmir’in geleceği daha parlak olur.Eskiden önüne gelen bir bina yapmış,şehirlilik planı uygulanmamıştır.Solcuların kalesi olması münasebetiyle göz yumulmuş.

Mamak semti gibi yerleşilmiş. Şimdi Mamak değişiyor. Tabi ki İller bankasının bunda büyük katkısı vardır.

Ah İzmir’e de bir Hükümet el atsa çok şeyler değişecektir.

Kadife kale ortaya çıkıyor. Kale etrafındaki gece kondular yıkılmaya başlanmış.

Banliyö trenine hızlı banliyö demeleri çok gülünçtür. Önceden bu trenleri görmediler hep hizmetten mahrum edilmiştir.

Ulaşımda hiçbir sorun yok. İzmir’de İZBAN kartı kullanıyorsunuz.90 dakika içinde aynı biletle indi bindi yapabiliyorsunuz. Ankara’da ise 70 dakikada diğer araca binersiniz fakat 58krş kesilir.

Birisi AKP'li diğeri de CHP'li belediye başkanı!..

Ankara'da 2TL İzmir'de 1.75krş aradaki farka bakınız. Ankara memur kenti, İzmir ise gariban kentidir. İzmirin hiçbir sokaklarında ve caddelerinde park ücreti yoktur.

AKP'li belediyelerde park var,birde değnekçiler vardır.Gece Belediyeye park ücreti ödüyorsunuz,gecelerlide değnekçilere ücret ödüyorsunuz.Eli kolu bağlı olmayan belediyelerdeki hizmet anlayışı bu kadar!...

İzmir Büyükşehir belediyesi başkan adayı olarak en çok Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM'ın ismi geçmektedir. Ama bu İzmir halkı bu duruşundan vazgeçmezseler AKP değil kralı gelse solun kalesi sağa teslim olmayacak...

Yinede İzmir yaşanacak şehirdir,Ankara'dan daha güzel ve sıcak şirin insanları var.2 ayda bir İzmir de oluyorum,her gidişimde değişen İzmir , güzel İzmir’le karşılaşıyorum....

Ziyaretçi : 124780 Sayfa Gösterimi : 227844 Online : 2