Kişilik; psikoloji biliminin en önemli konularından birisidir. Diğer
anlamı ise şahsiyettir. Yalnız insana ait bir düşünce, tavırdır,
davranıştır. Okumanın, tahsilin gayesi, kişilerin şahsiyetlerini
geliştirmek, onları topluma hazırlamaktır ve aynı zamanda topluma
kazandırmaktır. Her kişinin şahsiyeti ayrı olabilir ama kişilikte
önemli olan karakter yapısıdır. Karakter, kişilerin öz yapılarını
gösterir. Onları başkalarından ayıran özelliklerini işaret eder. Doğru
mu, eğri mi, güvenilir mi, mert mi, pinti mi? çalışkan mı, tembel mi,
geçim ehli mi, geçimsiz mi? vb. gibi. Her şeyin bir mihenk
taşı vardır. Kişiliğin mihenk taşı da kişinin menfaatler karşısındaki
tutumudur. En ufak menfaat karşısında, en ufak çıkar karşısında eğilen
bükülen kişiler karakterlerini kaybettikleri gibi insani özelliklerini
de kaybederler. Toplum onlara başka gözle bakar ve onları başka gözle
değerlendirir. Böylece ikiyüzlü insan, ikiyüzlü bıçak oluverirler. En
tehlikeli insanlar da bu tiplerdir. Toplumdan duygusunu siliverirler.
Bu davranışları psikoloji ve sosyoloji biliminin ayrı bir inceleme
konusudur. Bu tutumları başarıya tesir ettiği gibi, toplumdaki
davranışlarına da etki eder. Kişilerin öz yapılarında insanca
davranış vardır, hizmet vardır. En büyük hizmette insana ve insanlığa
yapılan hizmettir. Çünkü insan en şerefli mahlûk olarak yaratılmıştır.
Kişi eğer bütün insanları ayırım yapmadan, aynı kategoride görüyorsa
gerçek kişi odur. İşte o bireyin kişilik ve şahsiyeti gelişmiş
demektir. Kişilik ve şahsiyeti fanatizm bozar. Bu siyasi fanatizm olur,
ırk fanatizmi (faşizm), vb. olur. Çünkü fanatizmde doğrular yok olur.
Gözler kör, kulaklar duymaz olur. Kişilik için en tehlikeli unsurda
budur. Bu mutlaka bir menfaat karşılığı olur, her menfaatte de mutlaka
belirli çıkarlar ön plana geçer. Çıkarların çarpıştığı toplumlarda da
huzur aranamaz. Toplum kargaşası hüküm sürer. Kin ve nefret duygusu
artar. Bu millet yıllardan beri ne çekmiş ise, menfaate dönük
şahsiyetlerden çekmiştir. Bunlarda sorumluluk ve hizmet yapısı yoktur.
Her nimetten faydalanırlar ama topluma bir şey vermezler. Değerleri
anlaşıldıktan sonrada onların yüzüne kimseler bakmaz. Hizmetin bir
tarifi de zerre kadar hayrın, zerre kadar şerrin hesabını verebilmektir. 1970'li
yıllarda Milletvekilliği yapmış Vahdettin Karaçorlu şu anda Kayışdağı
Darülaceze'de hayatını devam ettirmektedir. Yaşı 81 ve ibret alınacak
sözlerine ben köşemde yer vermek istiyorum. ''Gençler benim resmime
bakıp ibret alsınlar. Hayat, büyük yalandan ibarettir. Mevkiler de
gelip geçicidir. Ben bir zamanlar milletvekilliği yaptım fakat şu anda
bütün vücudum felçli şekilde huzurevinde yaşama mücadelesi veriyorum.
Bundan daha büyük ibret mi olur.''diyor. Ne olursan ol yukarıdaki
sözlerden ibret al çünkü makamlar kimseyi bu güne kadar kişilik sahibi
etmedi ve etmezde. Olmayan bir şeyi nasıl var edebilirsiniz. Bu güne
kadar insanlarımız batıya göç etmelerinin en büyük sebeplerinden birisi
de kişiliksiz yöneticilerin olmasıdır. Layıkıyla görevlerini
yapsaydılar, bu insanlarımız memleketini terk ederler miydi? İnsan kişiliği olduğu müddetçe güzeldir.
|