Yalakalık, hiç kuşkusuz dünyanın en eski mesleklerinden biri. Bu
mesleğe gizli yâda açık şekilde intisap edenler de oldukça geniş bir
yelpazeye dağılmışlar. Hayatın hemen hemen tüm alanlarında faaldirler.
Ama tarihsel gelişimi içinde izlendiğinde görülmektedir ki, yalakaların
icra-i sanat ettikleri alanların başında siyaset geliyor. Öyle
ki, siyasetçi yalakalığını meslek edinenler tarihin hiçbir döneminde
işsiz kalmamışlardır. Ama sanıyorum tarihin hiçbir döneminde bu günkü
kadar revaçta olmadılar. Günlük gazetelere birkaç gün bu gözle bakar,
TV kanallarını bu gözle izlersen, kamu kurum ve kuruluşlarına,
üniversitelere, bürokrat ve akademisyenlere bu gözle bakarsanız, çağdaş
yalakalığın en çarpıcı örnekleriyle karşılaşacağınıza ve tespitlerime
hak vereceğinize eminim. Hayatta gördüğüm şudur; Bir hemşerimiz bir
makama gelince hiç kimseyi tanımıyordu. Hemen ortaya yalakalar çıkıyor.
Bu bürokrat benim okul arkadaşım, asker arkadaşım, köylüm, akrabam vb.
Amaç bu bürokrattan ya hakkı olmayan makam, ya terfi, ya tayin yâda iyi
bir sicil alıp rahata kavuşmaktır. Ben Kars� lı ve Ardahan� lı
bürokratlarımızı tanıyorum. Bu yalakaların bu bürokratla yakından
uzaktan bir bağının olmadığını iyi biliyorum. Kompleksli insanlar böyle
bürokratlara her zaman zarar verir. Siyaset ve bürokrasideki
başarısızlıkları da yalakalara bağlıyorum. Bir odacının müdürüne, bir
öğretmenin okul müdürüne veya milli eğitim müdürüne, özel sektördeki
bölge müdürü şirket sahibine yalakalık yapmasını normal karşılarım. Ama
hayatta iki duruma akıl erdiremiyorum. Umarım siz okuyucularım bu
konuda bana yardımcı olursunuz. Birincisi toplumda hep ön plana çıkan
akademisyen bir profesörün, aynı kariyerde olan rektöre yalakalık yapıp
dekan olamayı istemesi. İkincisi ise koskoca milletvekillerinin durduk
yere genel başkanlarını öve öve bitirememesi. Bunlar zaman zaman
bu konuda o kadar ileri giderler ki, bu kadar da olmaz! Dedirtirler. Bu
yaklaşımın genel başkanı gerçekten beğenmekle, takdir etmekle bir
ilgisi olabilir mi acaba? Fakat bir süre sonra eğer zat-ı muhterem
genel başkanından yüz bulamaz, istediği yere gelemezse, aynı genel
başkanına söve saya parti değiştirmekte mahzur görmez. Ne garip şeyler
oluyor dünyada. Seviyeli eleştiriden bir şeyler öğrenmek mümkündür. Ne
övünmek insana bir şey kazandırır, ne sövülmek. Eğer bir ülkede
yalakaların getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise o ülke batar
ve batmaya mahkûmdur. Yalakalık için geçmişlerine sövenler tıpkı sinek
gibidirler. Bataklığın yerlisi, dünyanın dertlisi, koltuğunda
delisidirler.
|